Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’den doğalgazla ilgili açıklama

Doğal gaz fiyatlarına bugün baktığımızda neredeyse geçen yılın 5 katına çıktı. Kömürde de ilginç bir dalgalanma yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda tonu 50 dolar iken, bugün itibariyle 250 dolarları telaffuz eder hale geldik. Bu ürünler de başta sanayi olmak üzere her tüketicinin günlük yaşamını devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu ürünler.

AVRUPA’DAKİ ENERJİ KRİZİ
Avrupa’da Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı. Doğal gaz tarafında bir de tabii şu var: Avrupa, aslında kıta ölçeğinde baktığınızda geçmiş yıllarda ihtiyaç duyduğu doğal gazın üçte birini kendisi üretiyordu. Üretim geçmiş yıllara göre düştü. Bir anda talep artışı olunca, fiyatlarda yükselmeye neden oldu.

Türkiye’ye gelince, özellikle son yıllarda gerek elektrik, gerekse doğal gaz altyapısına ciddi yatırımlar yaptık. Biliyorsunuz TürkAkım ve TANAP bitti devreye alındı, zaten eskiden çalışan hatlarımız vardı Karadeniz’den Mavi Akım, Azerbaycan’dan gelen hattımız, İran’dan gelen hattımız. Bir de biz bunlara iki tane de FSRU diye isimlendirdiğimiz yüzer LNG terminali ekledik. Doğal gaz yeraltı depolarının kapasitesini ekledik ki bugün itibariyle 4 milyarın biraz üzerinde depolama kapasitesine sahibiz ki büyük oranda da şu anda dolu. Önümüzdeki 1 ay içerisinde tamamını da doldurmuş olacağız. Teknik olarak, altyapı olarak herhangi bir sorun yok. BOTAŞ başta olmak üzere tabii diğer özel sektör kuruluşları özellikle doğal gaz ithalatıyla ilgili olarak mevcut kontratları kapsamında ilgili ülkeler; Rusya, Azerbaycan ile görüşmelerini devam ettiriyorlar. Çünkü şöyle bir durum da var: Tabii bizde de bir talep artışı oldu. Biz geçtiğimiz yıl yaklaşık 48 milyar metreküp doğal gaz tükettik. Bu sene muhtemelen bunun 10 milyar metreküp üzerinde bir doğal gaz tüketimi olacak.
TÜRKİYE DOĞAL GAZDA SIKINTI ÇEKMEYECEK
İki nedenden dolayı doğal gazda talep artışı yaşandı ülkemizde. Birisi; bu sene kurak geçiyor, dolayısıyla hidrolikten ürettiğimiz elektrik üretim miktarımız nispeten azaldı. Bunu dengeleyebilmek için de doğal gaz santrallerini daha fazla çalıştırdık. İkincisi; sanayide ciddi bir kapasite kullanım oranı yakalanmış oldu. Biliyorsunuz şu anda başta ihracat olmak üzere, ihracat verileri de zaten bunu destekliyor, oradaki talep artışıyla birlikte yaklaşık belki bir 8-10 milyar metreküplük ilave bir talep artışı söz konusu. Biz hem mevcut kontratlardan boru hatlarıyla, hem de LNG tedarik etmek suretiyle bu sene inşallah (tedarikçiler de sevkiyat programlarına uyduğu takdirde) bir sıkıntı yaşamadan atlatmış olacağız.
RUSYA’DAN GAZ TEDARİKİ
Yaklaşık 1 yıldır hem BOTAŞ, hem de özel sektör kaynak ülkelerle görüşüyor. Benim de yaptığım görüşmeler var, Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Putin’le yaptığı görüşmeler var. Bu anlamda bir sıkıntı yaşanmayacağını yetkililer ifade ettiler. Sayın Putin’in de konuşmasında ifade ettiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade etti, zaten Rusya’yla çok boyutlu ilişkilerimiz var, önemli başlıklarından birisi enerji alanındaki iş birliği. Bugüne kadar bu ülkeyle bir sıkıntı yaşamadık bu tedarik sürecinde, öyle ümit ediyorum bundan sonra da yine aynı anlayışla karşılıklı iyi niyet çerçevesinde bu süreci devam ettireceğiz.
FİYAT ARTIŞLARI

Arz güvenliği bizim için fiyattan çok daha kritik önemde. Bugün sadece Avrupa’da değil Çin’de de, Asya’da da benzer krizleri yaşıyorsunuz. Çin’de de benzer sorunlar var. Onlar da hem kömürde hem de doğal gazda kontratlarını yenilemeye çalışıyorlar. Uzun dönemli kontratlardan dolayı daha güvencede olduğumuzu söyleyebilirim, ama bu ilave talep artışının yani spot piyasalardan temin edilen gazın ki fiyatları biraz önce de telaffuz ettim tabi ki bize de bir etkisi söz konusu. Peki, bunlar yurt içinde piyasalara nasıl yansıyor diye baktığınızda minimum seviyede. Nitekim yurt dışındaki elektrik ve doğal gaz fiyatlarına baktığınızda ki hakikaten 1 yılda anormal fiyatlar yaşandı, Ben 30 yıldır bu sektörün içerisindeyim böyle bir dönemi hatırlamıyorum. Avrupa’da başta olmak serbest piyasa kuralları geçerli. Onlar da doğal olarak perakende fiyatları, yani kapı teslim fiyatlarına kadar da yansıyor.
AVRUPA’DAKİ FİYAT ARTIŞLARI
Türkiye’de biz devlet olarak ciddi anlamda bir fedakarlık yaparak gerektiğinde sübvansiyon yapmak suretiyle vatandaşımıza bunu en az şekilde yansıttık. Sayın Cumhurbaşkanımız da yurt dışındaki fiyat hareketlenmelerine karşı Türkiye’de neler yaptığımıza değindi. Biraz daha somut rakamları sizlerle de paylaşmak isterim.
Sadece Eylül ayında bazı Avrupa başkentlerinde hane halkı elektrik ve gaz fiyatlarındaki artışı müsaadenizle paylaşmak isterim.Amsterdam’da geçen ay yüzde 15. Atina’da yüzde 14, Bükreş’te yüzde 5, Oslo ki normalde kuzey ülkeleri ağırlıklı hidroelektrik santrallerinden elektriğini üretir yüzde 19 gibi fiyat artışları var. Bunlar en düşük fiyat artışlarının yaşandığı şehirler. Daha büyük şehirlerde yani Londra, Paris, Almanya’daki diğer şehirlere baktığımızda bu artışların çok daha fazla olduğunu görebiliyoruz.
Doğal gaza gelince komşumuz Bükreş’te yani Romanya’da yüzde 23, Yunanistan’da yüzde 13, sırf geçen aydan bahsediyorum. Kopenhag’da yüzde 12, Brüksel’de yüzde 10, Sofya’da yüzde 10, Amsterdam ve Londra’da yüzde 9 fiyat artışlarını nihai tüketicide görebiliyorsunuz. Aslında diğer çarpıcı boyutu spot piyasalarda yaşanan fiyatlar. Bu tabi spot piyasalar dediğimiz aslında günlük ticaretin yapıldığı, elektrik ve gaz ticaretinin yapıldığı piyasadan bahsediyoruz gün içi işlemler. Burada çok daha anormal rakamlar var, yani sırf yıllık bazda baktığımızda İtalya’da elektrik yılbaşına göre yüzde 274 artmış. İspanya’da yüzde 234, Yunanistan yüzde 229, komşumuz Bulgaristan yüzde 201, Almanya yüzde 183, Fransa yüzde 165, İngiltere yüzde 145. Türkiye’de ise yani EPİAŞ’ta biliyorsunuz günlük elektrik fiyatları ticareti yapılıyor, yılbaşına göre sadece yüzde 70 artmış.Gazda ise yine benzer durumlar var orada özellikle oradaki borsalardaki fiyatları söylemem de fayda var. Hollanda, gazın ticarileştiği en büyük borsalardan birisi, yılbaşından bu zamana yüzde 362 fiyat artmış. İngiltere’de yüzde 285, Amerika’da yüzde 230. Amerika biliyorsunuz doğal gazı artık üreten ve ihraç eden bir ülke.Yine LNG piyasalarına Asya marketlerine baktığınızda yüzde 100’e yakın fiyatlar var. Türkiye’de, EPİAŞ’ta bu oran yüzde 76. Buradan şuraya gelmek istiyorum: Bu borsalardaki fiyat artışları kısa orta vadede baktığınızda nihai fiyatlara yansıyor.
TÜRKİYE’DEKİ DOĞALGAZ FİYATLARI VE SÜBVANSİYON

Yılbaşından bu zamana Türkiye’de nihai tüketicilerdeki doğal gazda fiyat artışı ilk 6 ayda yüzde 6 yapılmıştı her ay yüzde 1’lik bir artış söz konusuydu. Temmuz’da bir yüzde 12’lik bir artış oldu, yani toplamda işte yüzde 18 gibi bir artış var. Elektrikte ise Ocak’ta yüzde 6 fiyat artışı olmuştu, Temmuz’da da bir yüzde 15 fiyat artışı oldu, orada da yüzde 21 civarında bir fiyat artışı var. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Ülkemizde maliyetlerin hepsini hane halkına ve küçük tüketiciye, esnafa yansıtmıyoruz. Doğal gaz ve elektrikte devlet neredeyse faturanın yarısını karşılıyor. Bir fedakarlık yapıyoruz dün Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade etti, bu çerçevede yine bu uygulamalar devam edecek.
Akaryakıt tarafında da benzer bir şey var. Yaklaşık 2 yıl önce eşel mobil sistemine geçilmişti. Akaryakıttaki fiyat artışlarının doğrudan pompaya yansımaması için bir mekanizma geliştirildi.Akaryakıtta da devlet vergi gelirlerinden fedakarlık yaptı. Sadece bu yıl bu fedakarlığın karşılığını 52 milyar lira oldu. Biz bu anlamda bir fedakarlık yapıyoruz devlet olarak ve konutlara yani hane halkına ve küçük tüketiciye bu artan maliyetleri tam yansıtmıyoruz. Bundan sonra da yine bu kapsamdaki uygulamalarımız devam edecek.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı üzerinden elektrik faturalarında yaptığımız bir başka destek de 2 yıl önce hayata geçirdiğimiz uygulamayla dar gelirli ailelere yaklaşık 2 milyon hane. Biz 2 yılda elektrik tüketimlerinin 150 kilovat saatlik kısmını Aile Yardımlaşma Vakfı üzerinden karşılıyoruz. Bugüne kadar dar gelirli vatandaşımıza yaptığımız elektrik yardımı 3.1 milyar lira oldu.
Ayrıca yaklaşık 1 milyon haneye her yıl biz kendi kömürlerimizden ısınma ihtiyaçlarını karşılamak üzere ücretsiz destek sağlıyoruz
KARADENİZDEKİ SONDAJ ÇALIŞMLARI
Şimdi, Türkali isimli kuyularımızdan ilk keşfimizi yaptığımız sahada artık biz üretim kuyuları hazırlıyoruz, yani sahayı geliştiriyoruz. Bugün itibarıyla orada 6 tane kuyumuz olmuş oldu, inşallah bölgede biz belki 40’a kadar kuyu kazacağız, ilk 10 kuyuyu kazdıktan sonra da zaten ilk faz dediğimiz birinci etapta üretime geçmiş olacağız. Hedefimiz, 2023’te, Cumhuriyetimizin 100. yılında Karadeniz gazını vatandaşımızla buluşturmak. Amasra-1 bölgesindeki keşifle ilgili olarak da yine önümüzdeki yıl belki bazı çalışmalar yapabiliriz, yine belki muhtemelen bu yılsonu veya yılbaşında bu bahsettiğimiz Sakarya gaz sahasının hemen yanında bir başka sahada keşif amaçlı bir başka daha sondajımız olacak.Biz o sahadan ümitliyiz, aslında yaptığımız çalışmalar da onu gösteriyor. Açtığımız her kuyuda ilk açıkladığımız rakamı teyit eden jeolojik bilgilere de ulaşmış oluyoruz.Bir yandan da tabi Türkiye Petrolleri gerek kuyularla ilgili çalışmalar, yani sondaj işlemleri ve test işlemlerine devam ederken, yaklaşık biliyorsunuz 170-180 kilometrelik bir bağlantı hattımız olacak, o gazı biz karaya, yani Filyos’a çıkartmamız gerekiyor, boru imalatı devam ediyor, siparişleri verildi. Önümüzdeki yıl inşallah borunun döşenmesi yapılacak.Kıyıda bir terminal yapacağız bu ayrıştırma işleme tesisiyle alakalı, ihaleleri ve bağlantıları yapıldı. Programa uygun olarak da işlerimiz devam ediyor, inşallah 2023’te ilk gazı vermiş olacağız.Ülkemiz maalesef enerjide dışa bağımlı, yani tükettiğimiz doğal gazın neredeyse yüzde 99’unu ithal ediyoruz, tükettiğimiz petrolün yüzde 90’ını ithal ediyoruz; ne kadar çok yerli kaynak bulur, keşfeder ve onu ekonomiye kazandırırsak o kadar dışa bağımlılığımız azalacak, bu bahsettiğimiz küresel arz sıkıntıları ve fiyat dalgalanmalarından da korunmuş olacağız.
NÜKLEER ENERJİ

Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali projesi Mersin Akkuyu’da devam ediyor. 2023 yılında ilk ünitesini devreye alacağız. 4 ünite devreye girecek, 1200 megavat her bir ünite, toplamda 4800 megavat olacak.İklim değişikliğiyle ilgili bir parantez açmakta fayda var. Dünya bu karbon salınımını azaltmak için başta yenilebilir enerji kaynakları olmak üzere karbon emisyonu daha az olan, mümkünse sıfır emisyonlu tesislere yöneliyor. Yenilebilir biliyorsunuz zaten sıfır emisyon, ama tüm ihtiyacınızı yenilenebilirden karşılama imkanınız teorik olarak yok.Nükleer santraller sıfır emisyonlu santrallerdir. Türkiye’de ikinci, üçüncü, belki ileriki yıllarda dördüncü santrali bile planlayabiliriz. Bu anlamda Rusya’yla Akkuyu’da devam eden güzel bir proje ve iş birliği var, bu niye diğer alanlarda tekrarlanmasın? Bu amaç doğrultusunda da her ikili lider Soçi’de yaptığı görüşmede bu konuyu gündeme getirdiler, her iki tarafın da pozitif yaklaşımı var. Ama bunlar tabi büyük projeler, dolayısıyla bir müzakere gerektiren, hem teknik, hem hukuki boyutları itibarıyla yeniden ele alınması gerekir. Türkiye’nin geleceğinde nükleer santraller hep olacak ve olmaya devam edecek.
YERLİ PETROL ÜRETİMİ
Yaklaşık 3 yıl önce TPAO günlük üretimi 45 bin varildi, bugün bu üretim 60 bin varile geldi. Yaklaşık 15 bin varil de özel sektör kuruluşlarının üretimi var yani75 bin varillik günlük üretim var.Özellikle petrolde Güneydoğu’da yeni açtığımız keşif kuyularından hakikaten çok sevindirici haberler geliyor. Trakya Bölgesinde ağırlıklı doğal gaz keşfi olmakla birlikte Güneydoğu Bölgesinde petrol üretimi daha fazla. Yeter mi? Yetmez. Israrla ve azimle bu aramalara devam edeceğiz. Çünkü bizim enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamamız ya da en aza indirmemiz böyle olacak. Hidrokarbon zenginliğimizi, başka bir ifadeyle petrol ve doğal gaz zenginliğimizi arayıp bulup insanımızla, vatandaşımızla buluşturmamız gerekiyor.

About admin

Check Also

Türkiye’nin ilk çoklu bombaatarı göreve hazır

Türk savunma sanayisi güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu hafif silahlara yeni yerli çözümler üretiyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir